Hera etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hera etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ekim 2012 Pazar

Yaşamak ve Ölmek

Hayat bu iki kelimeydi işte.
Ölmek kolaydı da aslında zor olan yaşamaktı.
Hakkını vererek yaşamak...
En sonunda "Yaşadım" diyebilmek.
Kimdi peki yaşayan?
Zenginliği sayesinde her istediğini yapanlar mı,
Yoksa fakirliği sebebiyle istekleri kursaklarında kalanlar mı?
Hayır hiçbiri değildi,
Çocuklardı yaşayanlar...
Dolu dolu ve hiçbirşeyi takmadan kafaya.
Neşeyle ve farkında olmadan.

Hayat onların hayatı, bizse sadece seyirci...

                                                                              Hera

24 Temmuz 2012 Salı

Silgimin Tozu nasıl doğdu?


Bir final döneminde başladı her şey...
Hani adettendir ya, final döneminde yemek nöbetleri bile kaldırılır, herkes olanca gücüyle ders çalışır, ses soluk çıkmaz evde. Ama bizim evimizde normal zamanda olmadığı kadar neşe eğlence... Misafirlerimiz hiç eksik olmuyor, salonumuz boşalmıyor, yatacak yer bulamadıklarımızı komşu öğrenci evine yolluyoruz. Evde tam solunası bir muhabbet havası, herkes birbirini seviyor. Bu sırada da mutfakta hep bir hareket... Nöbetler kaldırılmış durumda ama nöbet yok diye aç duracak değiliz ya, giriyoruz mutfağa hep birlikte, herkes bir ucundan tutuyor işin ve derken en az 3 öğün mükemmel sofralar kuruyoruz deniz manzaralı balkonumuzda. Çay keyfimizeyse diyecek yok, her daim biri çay demleyip balkona buyur edebilir sizi. Salon öğle vakitlerinde tam izlencelik, laptopını kapan koymuş dizine, benim başlattığım bir facebook oyunu furyasına kapılmış gidiyor. Bir yarış başlamış ki görülmeye değer, bir bölümü geçen diğerine hava atıyor, geçilemeyen bir bölüm varsa geçen kişi hayretlerle karşılanıyor ve takdir ediliyor. Çalışma masalarıysa tam bir felaket, ne üzerinde ders çalışan var ne de yüzüne bakan... Öyle bir hüzün var masalarda ve kitaplarda ama takan kim. Hani dersler de bitmiş ya finaller var diye, sabahlara kadar salonla balkon arasında mekik dokuyor, ne yiyeceğimizi şaşırmış bir halde poşet poşet abur cubur tüketiyoruz çaylarımızın yanında. Sürekli alışverişler yapılıyor, marketten kocaman poşetler taşınıp duruyor mutfağa, masanın yanında dolaplara yerleştirilecek bir poşet muhakkak oluyor. Arada sınavlarımız gelmiyor mu aklımıza, evet geliyor ama herkesinki başka başka zamanlarda. 4 sınavını ilk 5 günde bitiren de var benim gibi, sınav tasası olmayan da, sınavları en son günlerde olan da. O yüzden birbirimizi toparlayamıyoruz ya zaten, sınavı olan son gece çalışıp çabalarken içerideki eğlence hiç bitmiyor. Haa şikayetçi miyiz bu durumdan, hayır. Öyle memnunuz ki halimizden, biri sınavları hatırlatacak olsa "bu kadar da takmamalı okulu kafaya, dünya fani" deyip geçiştiriveriyoruz. İşte böylesine sıkı fıkı bir ortam.
                  
                          
Eee nerde bu bloğun hikayesi diyeceksiniz? İşte burda : 

8 Temmuz 2012 Pazar

Ramazan geliyor...

Temmuz gelmiş de geçiyor.
Ramazan'a az kaldı, heyecan dorukta.
Evet yazın uzuuun günlerinde oruç tutacak olmak, Ramazan'ı bir kez daha solumak, o muhteşem atmosferi tekrar yaşayacak olmak heyecan veriyor bana.
Yine Mekke'de Medine'de yaşamak istiyorum Ramazan'ı, bir yandan da arkadaşlarımla kocaman iftar sofralarını paylaşmak, Sultanahmette gezinmek, Sultanahmet Köftecisinde sıra beklemek, mukabelelere gitmek arada, her gün başka bir eve davet edilmek, davetler vermek istiyorum.
Bir yanda tanımadığın insanlarla, sadece İslam kardeşi olmanın verdiği gönül bağıyla bağlandığın rengarenk yüzlerle, minicik bebeklerle aynı sofrayı paylaşmak; namazla ezan arasındaki o 10 dakikada alelacele karın doyurmaya çalışmak; zemzem suyunu kana kana içmek dururken diğer yanda sevdiklerinle Ramazan heyecanını paylaşmak var.
Bakalım kader ne tarafa sürükleyecek bizi, hangi güzelliklerle buluşturacak.
Daha gelmedi 11 ayın sultanı ama, heyecanı şimdiden yerini buldu gönüllerde.
Belki biraz erken ama, hepinize muhteşem, bol sevaplı bir Ramazan diliyorum :)
                                                       
          
Bu videoyu diyanet, 2012 kutlu doğum için hazırlamış ama videonun bize söyledikleri hayatımızın her anı için... Kardeş olalım ey insanlar!
                                                        
                                                                      Hera

4 Haziran 2012 Pazartesi

Mutluluk...





Mutluluk bazen küçük bir tebessümle çalar kapımızı
Hiç beklemediğimiz bir yerde ve zamanda
Ansızın çıkar karşımıza...

Bazen aradığımız bir duygudur mutluluk
Karamsar ruh halimize bir çözüm
Yüreğimizi sıkan eli aralayacak bambaşka bir eldir...


Küçücük bir çiçektedir mutluluk
Beklenmedik bir yerde duyduğun kuş cıvıltısında
Yürürken önüne çıkan telaşlı karıncanın omuzlarındadır...
 

Bulutlara bakmaktır mutluluk
Hafifçe esen rüzgarı hissetmektir yüzünde
Toprakta yürümektir yalınayak...

Mutluluk gözlerdeki parıltı
Dudaklardaki tebessüm
Yanaklardaki pembelik
Yürekteki ferahlıktır.

Hera
Not : Fotoğraflar kendi çekilmimdir :)